Asım’ın nesli… Diyordum ya… Nesilmiş gerçek:
İşte çiğnetmedi namusunu, çiğnetmeyecek.

Ötelerden bir ses çığlık çığlığa, dört kıtada yankılanıyordu. Asım’ın nesli diyordu bir adam, yangınların ve işgallerin ortasında haykırıyordu:

Asım’ın nesli artık uyan! Ayağa kalk! Vatan dört bir yandan kuşatılmış,
Dön de Allah aşkına bir bak… Kalk artık ayağa kalk…

Cennet vatan alev almış yanıyordu. İzmir’in bağrına yunan hançeri saplanmış, aziz İstanbul göz göre göre esir oluyordu. Yeşil Bursa kan kızıla boyanmış, evliyalar şehri Konya feryat ediyordu. Umutlar tükenmiş, halk perişan… Bir tarih yıldızlar misali sönüyordu. Yine o ses duyuldu bütün şehirlerden, şöyle diyordu:

 

‘‘EY ASIM’IN NESLİ SENİN SİNENDEKİ ATEŞ SÖNMEDİ SÖNMEYECEK
KORKMA! SEN VURULUP DÜŞTÜKÇE PEŞİN SIRA, BU ŞEHİR GELECEK.’’

 

Akın akın, dalga dalga cevap geldi dört bir yanda bayraklaşan sese. Şehirlerin kalbinden kopup geldi. Hasan’lar, Asım’lar, Mehmet’ler nefes nefese… İstikbali bir ölüm, istiklali bir yaşam için.

Etten, kemikten ve kandan kurulmuş kaleler, tarihin en kesif ordularına karşı en çetin mücadeleyi verdiler.

Çanakkale, geçilmez bütün kalelerin ruhuydu. Bir milletin ölüm kalım savaşının son umuduydu. Alanlar, meydanlar ve yürekler yangın yeriydi. Can verilir ama düşmana geçit verilmezdi. Sonra yine o ses duyuldu.

Halk uyanmıştı. Küllerinden bir millet bir şiirle dirilmişti. O sesin sahibi merhum Mehmet Akif Ersoy’du ve tüm dünyaya İstiklal Marşı’yla seslenmişti.

Gönül adamı, vatan sevdalısı Mehmet Akif,  şiirini kanıyla yazmış, ‘‘Milletimin malıdır’’ diyerek Asım’ın nesline miras bırakmıştı.

Unutma! Mehmet Akif
Dünden bugüne vefadır,
Kalbi vatan vatan diye atan,
Ey Asım’ın nesli dediği… Sen.
Şimdi sensin o mirasa sahip çıkan.

Üzerine giyecek bir paltosu dahi olmayan, ödül diye verilen parayı pulu almayan, Mısır’da sürgün kendi vatanında garip yaşayan, cenazesinde başlar üstünde taşınan, Kur’an-ı sinesinden başka yere koymayan, şehidini tarihe sığdıramayan Mehmet Akif Ersoy’un bedeni fikirleri, ebedi yolculuğuna uğurlanmamıştır. O, bugün şehrimizin surlarında yüreği iman dolu ve mirasına sahip çıkan Asım’ın neslinin, sizlerin omuzlarında yükselmektedir.

Mehmet Akif’in İstiklal Marşı’yla yaktığı kahramanlık meşalesini, o gün Mehmet’ler taşıdı, bugün dört kıtaya ve mazlum halklara sen ulaştıracaksın.
Mirasın gerçek sahibi, sen, tankların, uçakların, hainlerin, önünde dimdik duracaksın.
Çalışmaktan yılmayacak, ülkeni aydınlık yarınlara sen taşıyacaksın.
Bırakmayacaksın, cephenin en gerisindeki askere kadar, kimseyi ardında.
Ülkesini bir uçtan bir uca seven herkese sen kucak açacaksın.
Hak ve adaleti getirecek fatih olacaksın dünyaya.
Kimseden ses seda çıkmazken sen, tek başına zulme karşı koyacaksın.
Sen şehrin, sen Akif’in sesi, sen vatanın son bekçisi olacaksın.
Eğer sensen Asım’ın nesli, sahip çıkacaksın mirasına.

Sahipsiz olan memleketin batması haktır,
Sen sahip olursan, bu vatan batmayacaktır.

Umudum, gençliğim! Hayalleriniz ve hayatlarınız farklı olsa da, bugün o ses size sesleniyor. Haydi, artık kalkın ayağa! Ve size hak olana hakkıyla sahip çıkın. Şehrin duvarlarını İstiklal Marşı’yla çınlatın. Asım’ın nesli! şükürler olsun ki bu şehirde seninle yan yana yürüyorum.

Sözlerime son verirken, kahramanlık destanını yazan vatan şairimizi ve yazdıran kahraman şehitlerimizi rahmetle anıyorum.

Allah bu millete bir daha İstiklal Marşı yazdırmasın. Şanlı bayrağımız göklerden, İstiklal Marşı’mız dillerden, vatan sevgisi iman dolu göğsümüzden ebediyen silinmesin.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *